![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Hiç Bir Hastalık Yoktur Ki Şifası Olmasın, Ölüm Haricinde! GLOKOM Tedavisi Mümkün olan Bir Hastalıktır… Glokom, göziçi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin giderek zayıflamasına ve böylece görme kaybına yolaçan ciddi bir hastalıktır. Birçok glokom çeşidi vardır. Fakat en sık görülen glokom tipi açık açılı glokomdur. Özellikle, kronik açık açılı glokom adı verilen en sık görülen glokom çeşidinde, eğer göziçi basıncı çok yüksek seviyelerde değilse hastalık hiçbir belirgin belirti vermeden sinsi olarak seyreder. Bu nedenle hastalığın teşhis edilmesi, ilerlemiş dönemlerinde yapılır. Glokom, çoğunlukla başka bir nedenle, sıklıkla da sıradan bir gözlük muayenesi veya basit nedenlerle doktora başvuran hastalarda yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir. Bu nedenle göz muayenesi sırasında göz tansiyonunun ölçülmesi ihmal edilmemelidir. Ayrıca, bir kısım hastada akut glokom krizi denilen ve göziçi basıncının ani olarak çok yüksek düzeylere yükselmesiyle ortaya çıkan, şiddetli göz ağrısı, başağrısı, gözün kıpkırmızı olması, bulantı, kusma gibi gürültülü bir tabloyla kendini gösterir. Bu durumda teşhis çok kolaydır ve acil tedavi gerekir. Glokom teşhisinde klasik olarak birlikte aradıkları üç bulgu gereklidir. Bunlardan birincisi, göziçi basıncının yüksek olmasıdır. Normalde göziçi basıncı 10-20 mm. civa basıncı düzeyindedir. Göz içi basıncının 20 mm civa basıncının üzerinde bulunması çoğunlukla glokom lehindedir, ancak sadece göziçi basıncının yüksek bulunması,glokom teşhisi için yeterli değildir. Çünkü göziçi basıncı 20 mm civanın üzerinde olduğu halde normal olan gözler olduğu gibi, göziçi basıncı 20 mm civanın altında olmasına rağmen glokomlu olan gözler de mevcuttur. Glokom teşhisi için ikinci olarak aranılan bulgu, gözdibi muayenesinde görülen göz siniri tahribatıdır. Üçüncü bulgu da, görme alanı muayenesinde, görme sinirindeki tahribatı gösteren görme alanı bozulmalarıdır. Glokomlu hastalar, göziçi basıncı düzeyi, görme sinirinin ve görme alanının durumu birlikte değerlendirilerek izlenirler ve yine bu bulgulara bakılarak ilaç tedavisine veya ameliyata karar verilir. Glokom, sinsi bir hastalıktır. Çoğunlukla ileri dönemlere kadar hiçbir belirti vermez ve doktor muayenesi olmadıkça ortaya çıkarılması güç bir hastalıktır. Glokom yavaş seyreden, fakat sürekli ilerleyen ve giderek göz siniri tahribatına yani görme kaybına yolaçan karakteristik bir belirtisi bir belirtisi olmayan kronik bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde kesinlikle görmenin tümüyle kaybına neden olan bir hastalık olduğundan, teşhis edildiğinde hastalığın niteliği ve ciddiyeti, doktor tarafından hastaya ve hasta yakınlarına tüm açıklığıyla anlatılmalıdır. Çünkü hasta, hastalığın ciddiyetinin tam bilincinde olmadığında çoğunlukla tedaviyi sürdürmemekte, bu da görme kaybıyla sonuçlanmaktadır. Glokom başlıca açık açılı ve kapalı açılı glokom olmak üzere iki tipte görülebilir. AÇIK açılı glokom: Glokomların %85-90'ı bu tiptedir. Açık açılı glokomlu hastalarda hastalık belirgin bir belirti vermeden sinsi seyrini sürdürür ve hasta, hastalığının farkında olmaz. Ancak son döneme yaklaştıkça görmesinin bozulduğunu ve azaldığını farkeder ve doktora başvurur. Fakat bu durumdaki bir hastada, göz siniri büyük oranda tahrip olmuş ve görme alanı çok daralmıştır. Yapılacak tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kaybolan görme geri çevrilmez. Glokom görülme sıklığı özellikle 40 yaşından sonra artış gösterir. Tüm glokomların %90'ı 40 yaşın üzerinde kişilerde görülmektedir. Bu nedenle, 40 yaş üzerindeki kişilerde göz muayenesi sırasında, göziçi basıncının ölçülmesi göz glokomlu olanlar, kendilerinde glokom olma olasılığının daha yüksek olduğunu bilerek 40 yaşından sonra hiç olmazsa yılda bir kez göz muayenesi olup göz tansiyonlarını ölçtürmelidirler. KAPALI açılı glokom: Glokomlu hastaların %5-10 kadarını oluşturur. Bu tip glokom yukarıda anlatılan ve çoğunluğu oluşturan sessiz gidişli, belirti vermeyen, sinsi glokom tipinin tam tersine çok gürültülü bir tabloyla ortaya çıkar. Açı kapanması glokomu veya akut glokom krizi olarak isimlendirilen bu tabloda, birden gözde şiddetli ağrı, kızarıklık, görmenin bulanıklaşması ve azalması, ışığa hassasiyet, bulantı, kusma belirtileri ortaya çıkar. Bu tabloyla hastanın göz tansiyonu genellikle 40-50 mm veya daha yüksek civa basıncı gibi çok yüksek düzeylerde bulunur. Bu yüksek göz tansiyonunun acilen ilaç tedavisiyle düşürülüp hastanın ameliyata alınması ve probleminin halledilmesi gerekir. Aksi halde, hasta doktora başvurmakta gecikirse bu yüksek göz tansiyonu ile birkaç gün içinde tam görme kaybı oluşur. Bu belirtilerin görüldüğü hastanın ağrı kesicilerle ağrıyı azaltmaya çalışmadan, bir an önce doktora başvurması gerekir. En çok görülen bu iki glokom tipinden başka bir de sekonder glokom adı verilen bir glokom türü mevcuttur. Sekonder glokomda, gözde göz içi basıncının yükselmesine neden olan bir hastalık vardır. Bu, değişik nedenlerle oluşan göz içi kanamaları, göz içi iltihapları, şeker hastalığı, göze gelen darbeler (travma), ileri dönemdeki katarakt gibi çok değişik sebeplerle olabilir. Glokom teşhis edildikten sonra tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Ancak, zamanında teşhis edilmeyip hastalık göz sinirinde tahribat yapar ve görme derecesini düşürdükten sonra teşhis edilirse, yapılan tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kayıpların geriye getiremez. Bu nedenle hastalar, görme kayıpları oluşmadan, göz siniri tahrip olmadan erken dönemde yakalanırsa görme kaybına engel olunarak kolayca tedavi edilir. Daha çok drenaj açısı dar veya kapanmaya meyilli göz yapılı kişilerde gözlenir. Trabekuler drenaj normaldir. Gözbebeği genişleyip irisin drenaj açısının üstünü örtüp tıkaması hümör aközün göz içinde sıkışmasına sebep olur. Göz içi basıncı 50mmHg nin üstüne çıkar. Böylece kornea ödemledir, görme bozulur ve renkli halkalar görülür. Bu seviyelerdeki göz içi basıncı gözbebeğini felç eder. Göz aşırı duyarlı ve ağrılı olur. Göz ağrısı kusmaya neden olabilecek kadar şiddetlidir. Bu durum glokom krizidir. Kriz nadiren kendi kendine çözülebilse de çoğunlukla tibbi müdahale gerektirir. Bu durum gizli, subakut, akut şekillerde karsımıza çıkabilir. Atak geççikten veya tedavi edildikten sonra kronik hal alabilir, hatta kontrolsüz kalınırsa göz tümüyle de kaybedilebilir. Genellikle drenaj açısı dar kişiler. Gözde agri gözün sertleşmesiyle birlikteyse hemen doktora başvurulmalıdır. Kişinin kendi göz tansiyonunu parmağıyla kontrolü mümkündür Glokom krizinde Diazomid ve Mannitolile. Glokom krizi ortalama 60 yaslarında, kadınlarda 4 kez daha fazla, ve anatomik özelliği nedeniyle aile öykülülerde daha fazla gözlenir. Bunun yanında diyabet, göz damar tıkanıklıkları, üveit, komplikasyonlu katarakt , ve çok çeşitli durumlar ikincil olarak açi kapanması glokomuna sebep olurlar. Bazen de açık açılı glokomla açı kapanması glokomu birlikte seyrederler. Göz içi basıncı 22 mmHg ve üstü olup görme sinir liflerinde herhangi bir glokom hasarı saptanmamış ise bu durum glokom olarak kabul edilmez. Oküler hipertansiyon olarak adlandırılan bu durumda tedaviye gerek duyulmaz. Göz içi basıncı yüksek seyrettikçe uygun aralarla görme alanı tetkikleri yapılır. Drenaj açısı anatomik olarak açıksa ve trabeküler agin önünde bir engel yoksa açık açılı, eger bu açı iris ya da baska dokularca kapanmışsa kapalı açılı glokomdan bahsedilir. Gelişimsel tipte açı elemanlarının anatomik bozuklukları ön plana çıkar. 1/10 000 doğumda görülür. Glokomlu bebeklerde göz içi basıncı yükselince kornea saydamlığını yitirip buğulanır, göz yaşarmaya baslar. Anne babanin ilk ilgisini çeken bulgular bunlardır. 3 yasından önce göz içi basıncı artmış ve bu durum fark edilmemişse göz büyümeye baslar. Bu durum tek taraflıysa rahatça tanınır, çift taraflıysa tanı gecikebilir. Yüksek basınçlı, normal basınçlı ve ikincil tipleri vardır. En sik görülen tipi yüksek göz içi basınçlı olanıdır. Yaklaşık 1/100 oranında görülür ve hastaların yarısından çoğu durumunun farkında değildir. Tedavisiz kalırsa yıllar içinde sinsi bir şekilde kör edici özellik taşır. Trabekuler agin kanallarının ‘kireçlenmesi’ üzerine hümör aköz gözü terk etmekte zorlanmaya baslar ve böylece göz içindeki basınç artmaya baslar. Artan bu basinç retinanın sinir liflerini mekanik etkiyle tahrip etmeye baslar. Sinir lifi tahribatı en iyi görme alanı incelemeleriyle takip edilir. Bu tahribatlar belli bir seviyeye ulaştığında görme siniri kafasında çökmeye sebep olurlar. Çökme miktarı ile hasar doğru orantılıdır. Tedavi edilmemiş kontrolsüz glokom tüm optik sinir kafasının çökmesine neden olarak görmeyi sona erdirir. Ailede glokom,miyopluk, diyabet ve hipertansiyon bu tip glokoma risk faktörü olarak anılırlar. Normal göz içi basınçlı açık açılı glokomda tüm diğer glokomların aksine göz içi basıncı evrensel normal değer olarak kabul edilen sınırlar içindedir, göz içi basıncı 22 mmHg yi asmaz. Bu gözlerin optik sinir basının dolaşım yetmezliği nedeniyle narinleşmesi normal sayılan göz içi basınçlarına dahi dayanamamasına sebep olur. Göz içi basıncı normalken optik sinir kafası çukurlaşır ve görme alanı efektleri oluşur. Migren ve Reynaud fenomeni (soğukta parmakları çok üşüyüp moraranlar) gibi vazospastik durumlar, antihipertansif tedavi kullanıp tansiyonu gece çok düsen kisiler normal tansiyonlu glokom için risk faktörü taşırlar. Asya ırkında bu tip glokom daha sik gözlenir.Özellikle yaşlılıkta sıktır. TEDAVİSİ MÜMKÜN OLAN BİR HASTALIKTIR... HİÇ BİR HASTALIK YOKTUR Kİ ŞİFASI OLMASIN, ÖLÜM HARİCİNDE!!! Sağlıklı Bir Yaşam Dileklerimizle...
SAĞLIKLI BİR YAŞAM Geniş bilgi için iş veya cepten arayınız.
İş: 0326 413 01 77
SAĞLIKLI BİR YAŞAM |
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Bütün Hakları Saklıdır.Web Proje : Şahin Öz Proje & Danışmanlık | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||