|

Hiç
Bir Hastalık Yoktur Ki Şifası Olmasın, Ölüm Haricinde!
Tedavisi Mümkün Olan Bir Hastalık...
Meme
Kanseri
Tedavi
Edilebilen Bir Hastalıktır…
MEME - GÖĞÜS KANSERİ
Meme kanserinin en yaygın belirtisi memede ağrısız bir
kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın
ağrı hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri
arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma,
şişlikler, deride tahriş ya da bozulmalar, ve akıntılar, aşınma, göğüs
ucunun hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzere göğüs ucu
belirtileri yer almaktadır. Tedavisi en kolay olan erken evredaki meme
kanserleri tipik olarak hiç bir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların
meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını
uygulamaları çok önemlidir. Meme kanserine erken evreda tanı konması, tedavi
seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını
önemli oranda arttırır. Erken tanı için temelde önerilen birbirlerini
tamamlayıcı üç yöntem vardır;
Kişisel (Kendi kendine yapılan) göğüs kontrolleri
Klinik (Doktor tarafından yapılan) göğüs kontrolleri
Mamografi
Normal de doktorlar 20 yaşından sonra her ay kişisel
göğüs kontrollerinin yapılmasını, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak
üzere klinik göğüs kontrollerini ve mamografiyi önermektedirler. Ancak daha
sonraki mamogramlarınıza referans olması için otuzlu yaşlarınızda en azından
bir mamografi çektirerek saklamanız önerilir Aile tarihçesi, ırk, ilk adet
yaşı, çocuk sayısı gibi pek çok faktör kadınların meme kanseri için yüksek
risk taşıyıp taşımadığını belirler.
Aşağıdaki sorulara verilen cevaplar meme kanseri riskinin belirlenmesine
yardımcı olabilir.
İlk âdetinizi 12 yaşından önce mi gördünüz?
İlk çocuğunuza 30 yaşından önce mi sahip oldunuz?
Anneniz veya varsa kız kardeşiniz meme kanseri hastası
mı?
Meme kanseri olmuş kızınız var mı?
Daha önce hiç göğüs biyopsisi yaptırdınız mı?
Bu biyopsilerinizin sonucunda kanser öncesi hücrelere
rastlandı mı?
Bu biyopsilerinizin sonucunda erken (yayılmamış)
kansere rastlandı mı?
Aşağıda temel risk kategorileri ve temel risk kategorisi olduğu düşünülen
bazı risk faktörleri yer almaktadır.
Yaş
Genetik
Kişisel tarihçe
Aile tarihçesi
Biyopsi sonucu habis olmayan oluşumlar tespit edilmesi
Adet görmeye başlama yaşı
Gecikmiş doğum
Alkol
Sigara
Yemek alışkanlıkları
Kilo
Önceki radyoterapiler
Hormon tamamlayıcı tedavi (HRT)
Evreler (Evrelar)
TNM
Evreleme Sistemi:
Kanserin evrelendirilmesi amacı ile TNM sistemi
geliştirilmiştir. Burada T tümörün boyutunu, N lenf benzlerinin durumunu ve
M ise kanserin metastaz(sıçrama) yapıp yapmadığını belirtir.
Kanser Evrelerinin Numaralar İle Belirlenmesi:
Kanserin evresini, tümörün boyu ve kanserin yayılımı
tanımlar. Evrelendirme sisteminde Evre 0 ile 4 arasında bir rakam ile
belirtilir.
Evre 0: Aynı zamanda 'in-situ' olarak da adlandırılırr.
Evre 0, olan kanserler yerlerinde kalmış ve çevre dokulara sıçramamış
kanserlerdir. Klinik kontrollerde tanısı konan kanserlerin yaklaşık olarak
%15 ila %20'si Evre 0 kanserlerdir. Evre 0 kanserler oluştukları yerlere
göre ikiye ayrılırlar, eğer süt bezlerinde (lobes) oluşmuşlarsa Lobular
carcinoma in situ yada kısaca LCIS, eğer süt kanallarında oluşmuşlarsa
ductal carcinoma in situ yada kısaca DCIS olarak adlandırılırlar.
Meme
kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Batı toplumlarında her 9
kadından birinin meme kanseri geliştirme riski vardır. Bu kanserlerin
çoğunluğu sporadik olmakla birlikte hastaların %10’unda kanser otozomal
dominant geçişli kalıtsal bir nedene bağlıdır. Kalıtsal meme kanserlerinin
önemli bir çoğunluğu BRCA1 ve BRCA2 genlerinden birini etkileyen bir
mutasyona bağlıdır. Nadir durumlarda p53 geninin kalıtsal mutasyonu Li-Fraumeni
sendromu kapsamında meme kanserine yol açabilir (p53 incelemeleri için bkz.
p53 Tümör Baskılayıcı Geni.
BRCA1 genindeki mutasyonlar kalıtsal meme
kanserlerinin %40-60’ından, over tümörü ile beraber olan kalıtsal meme
kanserlerinin yaklaşık %80’inden sorumludurlar. BRCA2 geni kalıtsal meme
kanserlerinin %30-40’ından sorumludur. BRCA2 mutasyonu taşıyan bireylerin
over tümörü geliştirme riski BRCA1 mutasyonu taşıyanlara kıyasla daha
düşüktür. Ayrıca erkeklerde gelişen kalıtsal meme kanserlerin BRCA2
mutasyonlarına bağlı olarak geliştiği yayınlanmıştır. BRCA1 ve BRCA2
genlerindeki mutasyonlar otozomal dominant kalıtılır, bu nedenle mutasyon
taşıyan bireylerin çocuklarına bunu aktarma riski %50’dir.
BRCA1 mutasyon taşıyan kadınların 60 yaşına
geldiklerinde meme kanseri geliştirme riski yaklaşık %85, over tümörü riski
ise yaklaşık %55’dir. BRCA2 mutasyonu taşıyan kadınların meme kanseri
geliştirme riski BRCA1 mutasyonu taşıyıcıları ile benzer düzeydedir ancak
over kanseri geliştirme riski daha düşüktür.
BRCA1 ve BRCA2 genleri çok büyük genler olduğu için
mutasyon analizi zaman alıcı ve masraflıdır. Ancak kesin sonuç elde etmek
için olası bir mutasyonun DNA dizi analizi ile belirlenmesi gerekir.
Alternatif olarak bağlantı (linkage) testi kullanılabilir. Bağlantı analizi
için ailenin bir çok bireyinden periferik kan örneği gerekmektedir. Ayrıca
bağlantı analizi mutasyonu tam olarak belirleyemediği için yanlış yorumlanma
riski taşır. Bu nedenle BilGen’de sadece mutasyon analizi yöntemi
kullanılmaktadır.
Başvuru Nedenleri
Semptomatik tanı
Ailesinde biri premenapozal olmak üzere en az iki meme
ve/veya over kanseri öyküsü olan hastalar,
Bilateral (çift taraflı) tutulum gösteren meme kanseri
hastaları.
Presemptomatik tanı
Presemptomatik tanı genellikle kendisinde mutasyon
bulunmuş bir hastanın risk altındaki akrabaları için uygulanır. Bu sayede
riski bulunmayan bireylerin kontrolları genel topluma uygulanan sıklığa
indirilebilir, risk saptanmış olan bireylerin ise klinik takiplerinin
düzenli şekilde yapılması zorunluluğu ortaya çıkar. Bu amaçla klinisyen
tarafından koruyucu ya da erken tanı amaçlı girişimler düşünülebilir. BRCA1
veya BRCA2 mutasyonu bilinmeyen ailelerde, hasta olmayan bireylerde doğrudan
yapılacak analiz sonuçlarının yorumlanması zordur ve bu nedenle böyle
durumlarda presemptomatik tanı incelemesinin bireye bir yararı olmayacağı
kanısındayız.
Test
Mutasyon analizleri kan örnekleri üzerinde yapılır.
İlk aşamada BRCA1 ve BRCA2 genleri PCR ile çoğaltılıp heterodupleks
analiziyle incelenir ve mutasyon taşıyan bölge saptanır. İkinci aşamada
ilgili gen bölgesi otomatik DNA dizi analizi ile incelenir. Bazı durumlarda
belirlenen mutasyonların polimorfizmlerden ayırt edilmesi gerekebilir. Bu
durumda hastanın tümörlü dokusunda allel kaybı olup olmadığının incelenmesi
yararlı olabilir.
Ailesel meme kanserinin moleküler tanısı, sonuçları
açısından ilgili bireyleri psikolojik olarak olumsuz durumlara itebilmesi
nedeniyle genetik hastalıklar arasında özel bir durum arzetmektedir. Bu
nedenle moleküler tanı testi yapılmadan önce test adaylarının genetik
tanının doğurabileceği bireysel sorunlar konusunda yetkili uzmanlar
tarafından kapsamlı olarak bilgilendirilmelidir. BilGen, yukarıda sözü
edilen ön çalışmaların yapıldığının belgelendirilmediği durumlarda Ailesel
meme kanseri moleküler tanı testi isteklerini yerine getirmeyecektir.
Doğruluk
BRCA1 ve BRCA2 genleri dizi analizi yapılarak
mutasyonların %90-95’i tespit edilebilir.
Gereksinim Duyulan Örnek
Mutasyon analizi için hasta bireylerden periferik kan
(iki adet 5 ml’lik steril EDTA’lı tüpe - eflatun kapaklı) örneği alınır.
Yukarıda belirtildiği gibi hasta bireylerin tümör DNA’larının da incelenmesi
yararlı olabilir. Bu nedenle mümkün olduğu takdirde 0.5x0.5x0.5 cm
boyutlarında taze tümör dokusu ya da parafin blokları da gönderilmelidir.
Taze tümör materyali steril şartlarda alındıktan sonra içinde %0.9’luk serum
fizyolojik bulunan steril ve kapaklı bir tüpe konup 24 saat (tercihen ilk üç
saat) içinde (+)4°’de BilGen’e ulaştırılmalıdır.
Ailesel meme kanseri riski taşıyan aile bireylerinden
iki adet 5 ml’lik steril EDTA’lı tüpe (eflatun kapaklı) periferik kan örneği
alınmalıdır.
Meme Kanseri
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına
taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin,
yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun
çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.
Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin
daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu
risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları
söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme
kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan
kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan
kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk
faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.
Günümüzde erken tanı sayesinde tedavi edilebilir
hastalıklar grubuna giren meme kanseri, tüm gelişmelere rağmen kadınlar
tarafından yeterince tanınmadığından hala en çok korkulan hastalıkların
başında gelir.
Memede hissedilen her sertlik kanser değildir.
Göğsünde sertlik olan her 10-11 kadından sadece birinde meme kanseri
saptanmaktadır. Toplumda yaklaşık 100 kadından 13'ünde meme kanseri
görülmektedir. Meme kanserinin en sık saptandığı yaşlar 35-55 yaş grubudur.
Riski azaltma yolları
Dengeli beslenmek ve aşırı kilodan korunmak
Alkol alımına dikkat etmek
30 yaşından önce doğum yapmak
Emzirmek
Stresi kontrol etmek
Spor yapmak
Düzenli doktor muayenesinden geçip tetkikleri
yaptırmak
Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhisdir.
Meme kanserinin birçok tipi vardır. En sık rastlanan
duktal karsinoma, memenin süt kanallarında başlar. Meme kanseri memenin
dışına yayıldığında koltuk altındaki lenfatik nodüller en sık görülen
yayılım yerleridir. Kanser hücreleri memenin diğer Lenf Nodlarına, Kemiğe,
Karaciğer ve Akciğere yayılabilir. Her kadın meme kanseri gelişme riskine
sahiptir. Gerçekte meme kanseri gelişen kadınların çoğunda risk faktörleri
belli değildir.
Meme kanseri riskini arttıran faktörler [değiştir]
50 yaş üzerindeyseniz
Yakın akrabalardan biri meme kanseriyse, (anne veya
kızkardeş meme kanseri ise, 2-3 misli daha fazla)
Daha önceden diğer memenizde kanser tespit edilmişse
Adet görmeye 12 yaşından önce başlamış iseniz
Hiç gebe kalmamışsanız
Adet görmeniz 50 yaşından sonra da devam ediyor ise
Araştırmalar, meme hücreleri içerisinde, meme kanser
riskini artıran bazı genler olduğunu göstermektedirler. Genetik
değişiklikler, aileden (herediter) olabilir veya hayat boyu gelişebilirler.
Meme kanseri genellikle tek bir hücrede başlar. Günümüzde meme kanserinin
nedeni ve nasıl gelişim göstereceği tam olarak bilinmemektedir.
Meme kanseri kompleks bir hastalıktır. Her vaka
birbirinin aynısı değildir. Meme kanserinin içinde bulunduğu evreye "stage"
denir. Gerçek stage'in bilinmesi, doktorun tedavi planını yapmasını
sağlayacaktır.
Hayatınızda meme kanserine sebep olacak herhangi bir
yanlış yapmamış olsanızda başınıza bu hastalık gelebilir.
Meme kanseri bulaşıcı değildir, başka bir hastadan size
bulaşmaz.
Meme kanseri, stresle veya memeye travmayla (darbeyle)
meydana gelmez.
Meme kanseri gelişen çoğu kadının risk faktörü veya
ailesinde hastalığa ait bir hikaye yoktur.
"Meme Kanseri" konusunda sorular, yanıtlar...
Meme kanseri, pek çok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de,
kadınlarda sık görülen kanserlerden biridir. Kadınlarda kanser nedeniyle
olan ölümlerin önemli bir kısmının da nedeni meme kanseridir.
Ne kadar sıktır?
Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan istatistiklere
göre, 1994 yılında, Amerika'da 46 bin kadının bu kanser nedeniyle öldüğü
bildirilmektedir. Her sekiz-on kadından birinde meme kanseri görüleceği ve
bunların da yaklaşık üçte birinin meme kanserinden öleceği hesaplanmaktadır.
Ülkemiz için görülme sıklığının biraz daha düşük olduğu tahmin edilmektedir.
Erken tanı konmasının yararı var mı?
Meme kanserinin bazı tipleri, erken tanındıklarında çok
iyi biçimde tedavi edilebilmektedir. Dolayısıyla, hem hastaların hem
doktorların bu kanseri olabildiğince erken tanımak için elden gelen gayreti
göstermeleri gerekir.
Meme kanserinin bütün türleri aynı derecede mi kötüdür?
Meme kanserinin değişik türleri vardır. Bunların
tedavileri ve hasta üzerindeki etkileri de farklı olabilmektedir. En iyi
sonuçlar, küçük ve çevreye yayılmamış kanserlerde alınmaktadır.
Meme kanseri açısından hangi riskleri taşıyorum?
Annenizde, kızkardeşinizde veya teyzenizde meme kanseri
varsa, sizin için de risk yüksektir. Bunlardan birinde kanser olması, sizin
meme kanseri olma riskinizi iki kat artırır. İki yakınınızda meme kanseri
varsa, risk 3 katına çıkar.
Diğer risk faktörleri şunlardır: Adetlerin küçük yaşta
başlaması, çocuksuz olma veya ileri yaşlarda çocuk doğurma, Ayrıca, daha az
da olsa; sigara kullanımının, aşırı yağlı yemekler ve şişmanlığın da riski
artırdığı düşünülmektedir.
Ne yapabilirim?
Kanserlerin küçükken yakalanmalarını sağlayan
üç önemli yöntem vardır:
Kişinin kendi memesini muayene etmesi.
Doktor muayenesi
Mammografi
Kişinin kendi memesini muayene etmesi
Bir kadının kendi kendine yapabileceği en önemli
muayenedir. Her ay yapılması önerilmektedir. Ortam, rahat ve ılık olmalı,
muayene sırasında tüm ayrıntılara dikkat edilmelidir.
Fibrokistik hastalık / Memelerde yumrular olması
Pek çok kadın memesini muayene ettiğinde yumrularla
karşılaşır. Bu nedenle telaşlanan, ü zülenler de olabilir. Bu yüzden, her
kadının kendi memesindeki bu "normal" sertliklerin yerlerini ve kıvamlarını
iyi bilmesi gerekir. Eğer "her zamankinden farklı" bir sertlik
hissederseniz, mutlaka bir uzman doktora görünmelisiniz. Meme kanserlerinin
önemli bir bölümü, ilk kez, kendi kendini muayene sırasında dikati çeker.
Erken tanı, daha sonra ortaya çıkabilecek sorunları azaltabilir; hastanın
yaşam süresine de katkıda bulunabilir. Bir kitlenin küçük iken saptanması,
tedavinin de daha kolay ve hasta açısından daha kolay kabul edilebilir
nitelikte olmasını sağlayabilir.
Kendi mememi, ne zaman muayene etmeliyim?
Çoğu uzman, kadınların adet görmelerinden bir hafta
sonra bu muayeneyi yapmalarını önermektedir. Doğum kontrol hapı kullananlar
ise, hapa başladıktan sonraki ilk hafta içinde muayenelerini yapmalıdırlar.
Diğer zamanlarda memelerdeki normal yapılar ve kistler daha irileşebilirler.
Bu hem akıl karıştırıcı olur, hem de muayene ağrılı olabileceği için
rahatsız edici hale gelebilir. Öte yandan, memeleri hiç muayene
etmemektense, ayın her hangi bir günü muayene etmek elbette çok daha iyidir.
Kendi mememi nasıl muayene edebilirim?
Aşağıda yaygın bir muayene yöntemi
bulacaksınız:
Önce, rahat ve ılık bir yerde sırtüstü uzanın. Sol
kolunuzu kaldırıp, sol elinizi başınızın altına koyun. Sağ elinizle sol
memenizi aşağıdaki biçimde muayene etmeye başlayın.
Göğüs kafesinizin ön yüzünde, sağda ve solda iki
dikdörtgen olduğunu düşünün. Memeleriniz bu dikdörtgenlerin ortasında
olsunlar. Diktörtgenlerin birer köşeleri koltukaltınızda olacaktır. (Memenin
koltukaltına yakın kısımlarını muayene ederken özellikle dikkatli olun; meme
kanserleri en çok burada bulunmaktadır).
İki-üç parmağınızı birleştirerek, sol koltukaltınızdan
aşağı doğru dikdörtgenin dış kenarı boyunca inin. Alttaki köşeye ulaşınca,
parmaklarınızı 2-3 cm kadar içe doğru çekip bu defa yukarı doğru çıkın.
Köprücük kemiğine (sağdaki dikdörtgenin üst kenarına) geldiğinizde yine 2-3
cm içe gelip aşağı doğru inin. Tüm memeyi muayene edene kadar bunu sürdürün.
Sağ memeyi sol elle, sol memeyi sağ elle muayene
etmeniz gerektiğini unutmayın. Muayene sırasında, parmaklarınızın ucuyla 1-2
cm çapında daireler çizecek hareketler yapın. Elinizi değişik derecelerde
bastırarak deriyi, memeyi ve alttaki göğüs kafesi kemiklerini ayrı ayrı
hissetmeye çalışın.
Size şüpheli gelen sertliklerin yerlerini unutmayın.
Bunların çoğunun "normal" olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Şüpheniz devam
ediyorsa, uzman bir doktora danışın. Kendi kendinizi düzenli olarak muayene
etmek sizi rahatlatacak ve bir güven duygusu sağlayacaktır.
Memenin doktor tarafından muayenesi
Bu muayenenin hiç değilse yılda bir kez yapılması
gerekmektedir. Muayene sırasında, kendi kendinizi nasıl daha iyi muayene
edebileceğinizi de sorabilir ve şüpheli bulduğunuz sertlikler konusunda
doktorun değerlendirmesini öğrenebilirsiniz. Bu, çoğu kez sizi
rahatlatacaktır.
Memede kistler olduğunda doktor, adetinizden sonraki
hafta içinde yeniden muayeneye gelmenizi isteyebilir. Bir sertliğin ne
zamandır orada olduğu sorulabilir; bu yüzden, kendi kendinizi muayene
ederken elinize gelen bir sertlik bulduğunuzda, tarihi bir yere kaydetmeniz
yararlı olacaktır. Bazen, doktor, daha emin olmak için sizi birkaç hafta
veya ay içinde yeniden muayene etmek isteyebilir veya mamografinin gerekli
olduğunu söyleyebilir.
Mammografi nedir?
Meme kanserinin erken yakalanmasında sizin ve
doktorunuzun yaptığı muayenelere katkı sağlayan ç ok değerli bir radyolojik
inceleme yöntemidir. Elli yaşın üzerindeki kadınlarda her yıl mammografi
çekilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir.
Kırk-elli yaşlarında mammografinin ne derecede gerekli
olduğu tartışmalı olmakla birlikte, bu dönemde hiç değilse iki yılda bir
mammografi çekilmesinin yararlı olduğunu söyleyenler bulunmaktadır. Bu
incelemelerin tüm amacı, kanserleri bazen elle muayenede bile
farkedilemeyecek kadar küçükken yakalayabilmektir. Mammografi, hasta veya
doktorun eline "anormal" bir sertlik geldiğinde de istenir.
Mammografi ile tüm kanserlerin mutlaka yakalanabileceği
zannedilmemelidir. Kişinin kendi memesini muayenesi, doktor muayenesi ve
mammografi, kanseri yakalamak için hep birlikte başvurulması gereken
yöntemlerdir.
Meme biyopsileri niye yapılır?
Memesinde sertlik bulunan pek çok kadında biyopsi
gündeme gelir. En basit yöntem, ince bir iğne kullanılarak şüphe edilen
sertlikten örnek almaktır. Bu bir kist ise, işlem sırasında kist sıvısının
gelmesi ile hem sertlik kaybolur hem de hasta rahatlar. Kanserlerin kist
halinde olması olasılığı çok düşüktür. Alınan sıvı veya hücreler, patoloji
uzmanı tarafından incelenir ve bu örnekte kanser olup olmadığını belirten
bir rapor düzenlenir. İğne ile örnek alma, genellikle acısız bir işlemdir;
memenin veya hastanın uyuşturulmasına gerek duyulmaz.
Daha geniş kapsamlı bir işlem olan eksizyonel
biyopside, ele gelen sertliğin tümü veya bir kısmı cerrah tarafından
çıkartılır. Bu işlem için yalnızca memenin uyuşturulması yeterli olabileceği
gibi, genel anesteziye de başvurulabilir. Çıkarılan dokunun patoloji uzmanı
tarafında mikroskop altında incelenmesiyle en kesin tanının konulması mümkün
olur.
ÖZET
Meme kanseri, hemen her 8 kadından birinde
görülecek denli sıktır. Kendi kendini muayene, doktor muayenesi ve
mammografi; sonucu önemli derecede etkileyebilir. Çoğu durumda, bu
hastalığın kökünü kazıyabilme olasılığı bulunmaktadır ve hem erken tanıyı
hem erken tedaviyi sağlamak için, çaba
Meme
Kanseri Hakkında Merak Ettikleriniz
Kimler Daha Fazla Meme Kanseri Riski Taşıyor?
Kadınların korkulu rüyası olan ‘meme kanseri’nin
görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Bazı kadınların diğer kadınlara göre
daha fazla risk taşıdığını belirten Memorial Hastanesi Genel Cerrahi
Bölümü’nden Doç.Dr. Gürsel Soybir, kimlerin daha fazla risk altında olduğunu
anlattı.
- Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir
lezyonun bulunmuş olması
- Genetik olarak meme kanseri gelişimine yatkın genleri
taşımak
- Ailesinde veya akrabalarında meme kanseri gelişmiş
olması
- Uzun süreli doğum kontrol haplarının kullanılması
- Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek
dozlarda östrojen replasman tedavisi yapılması
- Çocukluk veya gençlik çağında başka bir nedenle göğüs
bölgesinin ışınlanmış olması
- Adet başlama yaşının erken, adetten kesilme yaşının
geç olması
- Hiç doğum yapılmaması veya ilk doğumunu 30 yaşından
sonra yapılması
- İlerlemiş yaş. Meme kanseri en sık 50-65 yaşları
arasında görülüyor
- Aşırı yağlı gıdalarla beslenme
- Mamografi taramalarında yoğun meme saptanması
- Yumurtalık ya da rahim kanseri hikayesi olması
- Elektromanyetik alanlara ve radyasyona sürekli maruz
kalmak
Meme kanserinin belirtileri nelerdir?
1- Memede şişlik olması. Genellikle ağrısız, sertçe,
hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen kitle
varlığı
2- Memenin genel olarak boyutunda veya şeklinde oluşan
değişik olması
3- Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar
genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu
görünüşü gibi noktasal çekintiler şeklinde değişikliklerin meydana gelmesi
4- Meme başı ve çevresinde renk ve şekil değişikliği,
meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma,
çatlaklar oluşması, yaralar çıkması
5- Meme başından gelen kanlı veya kansız akıntı
6- Koltuk altında görülebilen veya elle fark edilen
ağrılı ya da ağrısız şişliklerin varlığı
Meme kanser riskiniz
nedir? (TEST EDİN)
1- İlk adetinizi görme yaşınız kaçtır?
A) 11 yaşından sonra
B) 11 yaşından önce
2- Menapoza girme yaşınız kaçtır?
A) 55 yaşından önce
B) 55 yaşından sonra
3- İlk doğum yaşınız kaçtır?
A) 30 yaşından önce
B) 30 yaşından sonra veya hiç doğum yapmamış iseniz
4- Uzun süre doğum kontrol hapı kullandınız mı?
A) 3 yıldan daha az süreli kullanmış iseniz
B) 3 yıl ve daha uzun süre kullanmış iseniz
5- Uzak akrabalarınızda 1 veya 2 tane meme kanseri var
mıdır?
A) Yok
C) Var
6- 1 tane yakın akrabanızda (anne, kız kardeş, çocuk)
akrabanızda meme kanseri var mı?
A) Yok
D) Var
7- Birden fazla yakın akrabanızda meme ya da yumurtalık
kanseri var mıdır?
A) Yok
E) Var
8- Yakın akrabalarınızda iki taraflı veya genç yaşta
(40 yaşın altında) gelişen meme kanseri var mıdır?
A) Yok
E) Var
Puanlama: A :0 puan, B : 1 Puan, C : 5 puan, D: 10
puan, E: 20 Puan
Değerlendirme:
0 Puan: Bir risk faktörünüz yok. Yaşam boyu meme
kanserine yakalanma oranınız %10 civarında. Standart tarama programına
giriniz.
1-4 Puan: Hafif risk grubundasınız. Yaşam boyu meme
kanserine yakalanma riskiniz %10-15 arasında. Standart tarama programına
giriniz.
5-9 Puan: Orta dereceli risk grubundasınız. Yaşam boyu
meme kanserine yakalanma oranınız %10-20 arasında. Standart tarama
programına giriniz.
10-19 Puan: Yüksek risk grubundasınız. Yaşam boyu meme
kanserine yakalanma oranınız %20 nin üzerinde. Özel tarama ve takip
programına ihtiyacınız var.
20-59 Puan: Oldukça yüksek bir risk grubundasınız.
Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %20-85 arası. Özel tarama ve
takip programına ihtiyacınız var.
Bu
testi arkadaşlarınıza da tavsiye etmek için
Meme kanseri gelişme riski nasıl azaltılır?
1- Her ay memelerinizi kendiniz muayene ediniz.
2- Varsa risk faktörlerinizi belirleyiniz. Eğer bir
risk faktörünüz varsa hangi periyotla nasıl takip edileceğinizi öğreniniz.
3- Yılda bir kere meme hastalıkları ile uğraşan bir
cerraha muayene olunuz.
4- 40 yaşından sonra 2 yılda bir kez, 50 yaşından sonra
her yıl düzenli mamografi çektiriniz.
5- Olabildiğince ideal kilonuzu korumaya çalışınız.
Lifli gıdalar, bol sebze ve meyveye ağırlık veriniz.
6- Düzenli spor yapınız.
7- Sigara içmeyiniz, aşırı alkollü içkiden kaçınınız.
MEME KANSERİ NEDİR ?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına
taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin,
yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun
çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.
MEME
KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR ?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin
daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu
risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları
söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme
kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan
kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan
kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk
faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.
Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri
kısaca şu şekilde sayabiliriz;
Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme
kanseri tanısı konan kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir
deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı,
yaşı 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50
yaş üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene
olmalı ve mamografi dediğimiz meme filmini çektirmelidir.
Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri
geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı
normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır.
Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında
meme kanserine yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı,
diğer kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme
kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer
kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli
izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik
danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini
hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik
testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.
Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir
kitle nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir.
Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini
değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre
değişir. Örneğin, yapılan bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik
incelemesi sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen
iyi huylu bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre
daha fazladır.
Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması,
menepoza geç girilmesi, fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun
süre östrojen hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski
artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise,
meme kanseri riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet
görmeye devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa
artmaktadır.
Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı
önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri
görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk
doğurmayan kadınlarda risk hafif yükselmektedir
Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı,
sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha
fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri için daha erken
gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar
büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç
çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken
başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca
bunların dışında başka faktörler de rol almaktadır.
Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile
uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme
kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da,
kalp hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle, menopoz yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi
önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.
Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı
görüşler olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir.
On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk
tamamen ortadan kalkmaktadır.
Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda,
almayan kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek
dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen
kadına göre 2 kat daha fazladır. Alkol alımının günde bir kadeh ile
sınırlandırılması önerilmektedir.
Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir.
Fakat, genel sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir.
Şişmanlık ve yağlı beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş
üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı
gözlenmiştir. Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi
yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri
sürülmüştür.
Kanserden ne zaman şüphelenmelisiniz?
MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ ?
Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda
meme kanseri riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara
önerilmektedir. Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi
vardır. Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak
durulması önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi
antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu ileri sürülmektedir.
Kısaca,
şişmanlığın azaltılması,
alkol alınıyorsa bırakılması.
Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu
yürüyüş),
Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi,
gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40
oranında azaltılabilmektedir.
MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?
Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz
yoktur. Günümüzde bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde,
meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede
hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve
kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.
Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm,
kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik
protokollarının uygulamasıdır.
MEME KANSERİ NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR ?
Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın
taşıdığı risk faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin
arasında en başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine
rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen
yaş gruplarında erken teşhis için alınması gereken önlemler, daha erken yaş
gruplarına göre farklılık göstermektedir.
Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir
döneminde kendi kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme
dokusunda farklılık olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit
edilirse derhal bir hekime baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile,
üç yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler.
Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları
periyodik muayeneye ek olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene
edilmeleri gereklidir. Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamogrofiyi
çektirmeleri gereklidir.
Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik
muayenelerine ve her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve
mamografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir.
Kanseri yenmek
KADINLAR KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR ?
Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü
kendisini muayene etmesi gerekir. Her ay düzenli olarak kendisini muayene
eden bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken fark eder.
Kadınlara kendilerini muayene etmesini öğreten çeşitli
kitap ve broşürler var. Fakat bu çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme
muayenesini öğreten silikon meme kiti ve video filmleri bulunmaktadır.
Vakfımızda meme muayenesi eğitimi, bu araçlar ile seminerler şeklinde
verilmektedir.
MUAYENE SIRASINDA FARK EDİLEBİLECEK DEĞİŞİKLİKLER
NELERDİR?
Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir
hekime baş vurulmalıdır:
Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya
kitle,
Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması,
Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması,
Memenin şeklinde değişiklik,
Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,
Meme başında ortaya çıkan akıntı.
MAMOGRAFİ NEDİR ?
Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme rontgen
filmidir. Memede, muayene ile saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin
tespit edilmesi amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü,
bu sayede, hastalık muayene ile tespit edilebilecek safhadan önce saptanır.
Bu nedenle kesin hayat kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl veya
iki yılda bir mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir hekime meme
muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen kadınlar ise her yıl mamografi
çektirmeli ve hekime muayene olmalıdır.
MAMOGRAFİ NE ZAMAN ÇEKTİRİLİR ?
Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç
saniye hafifçe sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu
zamanda mamografi çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara
önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta, memelerin hassasiyetinin en
az olduğu zamandır. Ayrıca adet bitimini takip eden hafta, hormonal
nedenlerle memelerin şişliği en alt düzeydedir ve bu sırada daha iyi
sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden dolayı herhangi özel bir durum
olmadıkça, mamografi çekiminin, adetin bitimini takip eden haftada yapılması
önerilmektedir.
MAMOGRAFİ ÇEKTİRMEYE GİDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ ?
Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu
nedenle çekime gelirken iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim
sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi etkileyebileceğinden,
koltuk altlarına deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler sürülmemelidir.
MEMEDE BİR KİTLE TESPİT EDİLDİĞİNDE NE YAPILMALI?
Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi,
yoksa başka bir hastalık mı olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak
gerekir ki, memede saptanan her kitle kanser değildir. Bu nedenle, memede
şüpheli bir kitle saptanınca, hemen korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya
gerek yoktur. Memede bir kitle saptandığında, bir hekime başvurarak daha
ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.
ERKEKLERDE DE MEME KANSERİ GÖRÜLÜR MÜ ?
Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte,
erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi
erkeklerde görülür. 1993-1997 yılları arasında, erkeklerde görülen meme
kanseri oranı % 50 artış göstermiştir. Bu nedenle erkeklerin de bu konuda
duyarlı olmaları gereklidir.
DÜNYADA MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu
sağlık sorunu olma özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD’ de, sekiz
kadından birisi meme kanserine yakalanmaktadır. Bu oran Avrupa ülkelerinde
on kadında birdir. Meme kanseri ile ilgili sayıları şu şekilde
sıralayabiliriz;
1950-1970 yılları arasında ABD’ de, 1milyon kadın meme
kanseri nedeni ile hayatını kaybetti. Bu sayı ABD’nin 2. Dünya savaşı, Kore
ve Vietnam savaşlarında kaybettiği insan sayısından fazladır. 1998 yılında
Avrupa’da 1 milyon kadın, meme kanserin nedeni ile tedavi görmektedir. 2000
yılında dünyada 1 milyon kadına, yeni meme kanseri tanısı konacaktır.
Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını
kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı
konuyor.
TÜRKİYEDE MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Türkiye’ de sağlıklı bir istatistik bulunmuyor. Gerek
beslenme, gerekse iklim açısından, ülkemiz şartlarına yakın sayabileceğimiz
bir Akdeniz ülkesi olan İtalya istatistiklerini ülkemize uyguladığımızda,
Türkiye’ de her yıl 30 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır.
Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir anlam
taşımayabilir. Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde, akraba ve
dostlarımız arasında, bu sorun ile karşılaşmış birkaç tanıdığımızı, mutlaka
anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız kadar bizden uzak olmadığını, güç
de olsa kabul etmeliyiz.
DÜNYADA MEME KANSERİ ARTIŞ GÖSTERİYOR MU?
Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme sıklığının
artıyor olmasıdır. Kırk yıl önce 1960 yıllarında, ABD’ de yirmi kadından
birisinde meme kanseri görülürken, günümüzde sekiz kadından birisinde meme
kanseri görülmektedir. Hastalığın gösterdiği bu artış, tüm gelişmiş batı
ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri görülme oranı artış göstermekle
birlikte, teknolojik gelişme ve erken tanı olanaklarının artmasına bağlı
olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı kalmıştır, artmamıştır.
MEME KANSERİNDEN ÖLÜM ORANI YÜKSELİYOR MU?
Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin çalışmaları
ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili toplum
bilinci oldukça yüksek seviyede gelişmiştir. Bunun sonucu erken tanı
olanakları yaygın olarak kullanıldığı için, meme kanserine bağlı ölüm oranı
düşük kalmaktadır.
Türkiye’ de ise, bu konudaki toplum bilinci yeterince
gelişmemiştir. Erken tanı olanakları yetersizdir. Bu olumsuzlukların sonucu,
Türk kadını meme kanseri konusunda çağdaş erken tanı olanaklarından mahrum
olduğu için, tanı çok geç konulmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunda, ilk
tanı sırasında çok geç kalındığı için,uygulanacak tedavi seçenekleri fazla
olmamaktadır.
MEME KANSERİ TOPLU TARAMASI NASIL YAPILIR ?
Mamografi, memenin rontgen filminin çekilerek,
kanserin erken dönemde saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem
ile, toplumda belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi
çekilerek, meme kanseri erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde
toplumda meme kanseri taramasının yapılabildiği mamografiye, tarama
mamografisi denir.
Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme
kanseri erken tanı yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaş üzerindeki
her kadının, yılda bir defa mamografi çektirmesini ve uzman bir hekim
tarafından muayene edilmesini önermektedir. Türkiye’de gelişmiş teknolojik
donanımlı mamografi merkezlerinin sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların
kalibrasyonu düzenli olarak yapılmamaktadır. Filmi çeken teknisyenlerin
eğitim düzeyleri yeterli değildir. Bu filmi okuyup değerlendiren bir
radyoloji uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en az 8 bin mamografi
filmini değerlendiriyor olması gereklidir. Türkiye’de tüm bu özellikleri
taşıyan tanı merkezi sayısı oldukça azdır.
MEME
PROTEZİ NEDİR?
Meme ameliyatı olmuş ve plastik rekonstrüksiyon
yapılmamış kadınlar, beden görümlerini korumak amacı ile protez meme
kullanmaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli protez hemşireleri,
hastanın ölçülerini almakta ve uygun protezin seçimine yardımcı olmaktadır.
Bu hizmet, eğitim ve deneyim gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin
satışı, sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve ülke alım gücünün çok
üzerinde ücret istenmektedir. Uygun bir organizasyonla, bu sorun çözülebilir
ve ücret üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm kesimlerine
yayılabilir
Tedavisi
Mümkün Olan Bir Hastalık...
SAĞLIKLI BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
Geniş bilgi için iş veya cepten arayınız.
İş: 0326 413 01 77
GSM: 0532 631 86 79 - 0555 347 62 53 - 0542 215 54 72
SAĞLIKLI BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE... |
|
Tedavisi Mümkün Olan Bazı
Hastalılar Geniş Bilgi İçin Bizi Arayınız...
0 326 - 413 01 77 -
0 555 347 62 53 |
|